05.11.2021 | ismail Turan Anma Programı | Biga

BİGALI YÜKSEK MÜHENDİS MÜFESSİR İSMAİL TURAN (1924-2004) HOCAMIZI ANDIK

Ülkemizin ve Çanakkale ilinin Biga ilçesinin yetiştirdiği çok önemli değerlerden biri olan Yüksek Mühendis, Müfessir ve Muhaddis İsmail Turan Hocamız, vefatının 17. yılında Biga’daki Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen programla anıldı.

Biga Belediyesi, Mimar Sinan Mühendisler Birliği (MSMB) ve Çanakkale Sosyal Gelişim Gençlik ve Spor Kulübü Derneği (ÇASGED) işbirliğiyle Danişment Köyü doğumlu Bigalı Yüksek Mühendis İsmail Turan vefatının 17. yılında Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen programla anıldı.

Bigalı Yüksek Mühendis İsmail Turan’ı anma programı, Biga Yeni Camii İmam Hatibi Osman Gürlen’in Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Ardından ÇASGED Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Bal ve MSMB Genel Başkanı Kemal Kaptaner ve Biga İlçe Müftüsü Ertuğrul Akın’ın konuşmalarıyla devam etti.

ÇASGED Yönetim Kurulu Başkanı Serdal Bal yaptığı konuşmada, “Bigalı Yüksek Mühendis İsmail Turan’ın aziz hatırasını anmak, sahip çıkmak ve bu amaçla Biga’mızda doğmuş olduğu topraklarda ev sahipliği yaparak anma programını gerçekleştirmenin hakkı gururunu yaşıyoruz. Merhum İsmail Turan şimdiye kadar kendisi tanımamış olmayıp, toplumumuzla buluşturmamış olmanın şahsen sorumluluğu altında olduğumuzu düşünüyorum. ÇASGED olarak Çanakkale’mize mâl olmuş değerli şahsiyetlerin değerlerini tanımaya yönelik çalışmalar da yapmaktayız. Toplum olarak örnek karakterlere model şahsiyetlere çok ihtiyacımız var. Sosyal medyada hakkında çok fazla bilgiye sahip olmadığımız bazı karakterler, çoğu zaman olumsuz örnekler oluşturmaktadır. Değerli hocamız İsmail Turan beyefendi gibi çok değerli örnek şahsiyetlerin toplumumuza özellikle gençlerimize tanıtılması bu anlamda örnek arz etmektedir” dedi.

MSMB Genel Başkanı Kemal Kaptaner ise yaptığı konuşmada, “Biga’da olmaktan çok mutluluk duyuyorum. Çok fazla Bigalı tanımıyordum ama İsmail Turan vesilesiyle Bigalılara çok değer vereceğim. İçlerinden böyle kıymetli bir şahsiyet çıkmış. Toplantımızda iki amaç var. Biri vefalı olmak, diğeri de onu gençlere örnek göstermektir. Vefalı olmak boynumuzun borcu, maddi karşılık beklemeden mühendis kökenli olmasına rağmen ilahiyat hocası gibi aylarca yıllarca oturup çalışarak tefsir yazmış. Adıyaman Üniversitesinden Prof. Dr. Hüseyin Çelik hocamız, İsmail Turan Hocamızın yazdığı tefsiri  (inşallah 30 ciltlik bir tefsir olacak) şu anda yayına hazırlıyor. 100 bin hadisi şerifi ezbere bildiğine dair bilgiler var. İsmail Turan Hocamız sadece Biga’nın değil, Türkiye’nin değerli şahsiyetlerinden biridir. Kültürümüzde zülcenaheyn/iki yönlü bir terim vardır. Hocamız hem teknik dünyevi bilimlerde hem de İslami ilimlerde çalışmış. Gençler için iyi bir örnek. Üniversitede hangi bölümü kazanırsanız kazanın, mesleğinizin yanı sıra İslami ilimlerde de ilerleyebilirsiniz. Bunun en güzel örneği de İsmail Turan hocamızdır. Kendisini rahmetle anıyorum” dedi.’

Biga İlçe Müftüsü Ertuğrul Akın yaptığı konuşmada, “Ben öğrencilik yıllarını Çanakkale’de geçirmiş, görev hayatımın yarısını neredeyse Çanakkale ilçelerinde geçmiş bir kardeşiniz olarak Biga doğumlu İsmail Turan beyefendiyi geç tanımış olmaktan dolayı üzüntü duyduğumu ifade etmek isterim. Ama hemen ardından da geçte olsa bu program vesilesiyle tanımış olmaktan duyduğum mutluluğu ve memnuniyeti de belirtmek isterim. Fennî ilimlerde eğitim gördüğünü, mühendislik eğitimi aldığını ve mühendis olduğunu ama bunun yanında Arapça tefsir yazacak kadar İslami ilimlere vakıf olduğuna şahit olmaktayız. Hocamızın hayatından iki husus benim dikkatimi çekti. İki yönlü olmasıdır. İslam medeniyetinin iki yönlü ilim adamlarının yetiştirilmesinin hem dini hem fennî/müspet ilimlerde önemli başarılara imza atmasının, önemli eserler vermesinin az da olsa İsmail Turan nezdinde günümüze yansımasıdır. Bugünde İslam dünyası olarak geçmişte sahip olduğumuz ilimde, bilimde, sanatta, fende, teknolojide öncü olduğumuz, dünyaya yön verdiğimiz büyük medeniyetlere sahip olmak için iki yönlü ilim ve bilim adamları yetiştirmek zorundayız. İsmail Turan Hocamızın örneğinde olduğu gibi hem mühendislik, hem de tefsir bilen, hem tıp bilen hem hadis bilen, hem matematik bilen, hem fıkıh bilen ilim adamları yetiştirmeye ihtiyacımız var. Bu program bu anlamda vazifemizi bize hatırlatır ve bu anlamda kendimizden, ailemizden başlayarak önemli adımlar atarız. Hocamızın hayatına baktığımızda mühendislik vazifesini başarılı şekilde icra ederken bu vazife ile beraber aynı zamanda Kur’an okumayı çok sevdiği,   muazzam bir birikimde hadis ezberlediği, Kur’an ilimlerine vâkıf olduğunu, çok sayıda dil öğrendiğini görüyoruz. Bu kendisinin ifadesiyle elbette her şey bize ona da Allah’ın lütfudur. Allah’ın ona ihsan ettiği zekânın bir neticesidir. Kişisel olarak çalışkanlığının ürünüdür. Bizlerde hangi iş ile iştigal ediyorsak edelim, bulunduğumuz yerde çalışmak ve bir şeyler üretmekle sorumluyuz. İsmail Turan hocamıza da rahmet diliyorum” dedi.

Biga Belediye Başkanı Bülent Erdoğan, ‘’İsmail Turan hocamızın insanlara ve insanlığa katmış olduğu yapmış olduğu çalışmaları ve örnek hayatıyla ilgili detaylı bilgiyi hocalarımızın sayesinde edinmiş olduk. İsmail Turan hocamız da 80 yıllık ömrüne adadığı İslami eğitim ve çalışmaları, sohbetleri, emanetleri ve değerleriyle bereketli yaşam sürmüştür. Hem fennî ilimler hem de dini ilimler ile örnek isim olmuş, mühendis ve hoca vasfı kazanmıştır. Bugün bizim onun hem hoca hem de mühendis unvanını konuşarak ortaya koyduğu hizmetleri hatırlamamız çok kıymetlidir. Ömrünü öğrenmeye ve öğretmeye adayan hocamızın hayatını incelediğimizde, Müslüman ve hemşerisi olarak gurur duyuyoruz. Hocamız Arapça’dan, Osmanlıcaya, İngilizce’den Almancaya hocalarımızın da dediği gibi 30’a yakın lisan öğrenmiş, ülkemiz başta olmak üzere Medine’den Libya’ya kadar ümmet diyarlarında eserlere imza atmıştır.”

Konuşmalarından ardından Bigalı Yüksek Mühendis İsmail Turan’ın anlatıldığı belgesel izlenildi. Daha sonra İsmail Turan Hocamız için düzenlenen panele geçildi. Panelin oturum başkanlığını Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erol Arcaklıoğlu yaptı. Başbakanlık Eski Engelliler Genel Müdürü Abdullah Güven “İsmail Turan’ın Hayatı” başlığı ile İsmail Turan hocamızın ilmî ve manevî hayatından örnekler verdi, yakını olması dolayısıyla İsmail Turan Hocamız da gördüğü manevî halleri anlattı.

Adıyaman Üniversitesi İslami İlimler Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Çelik “Çok Yönlü Âlim Olarak İsmail Turan” başlığı ile sunduğu konuşmasında; “Bir Mühendis olarak İsmail Turan, Bir Muhaddis olarak İsmail Turan, Bir Müfessir olarak İsmail Turan” gibi konulara değindi. İsmail Turan Hocanın Arapça olarak yazmış olduğu Vücûhu’t-Te’vîl fî Esrâri’t-Tenzîl adlı tefsirini geniş açıdan tanıttı. Yine İsmail Turan hocanın ahlaki kişiliğinden, ibadet hayatından ve manevî hallerinden de bahsederek konuşmasını tamamladı.

Panel, katılımcı sorularını sormasıyla birlikte sona erdi. Program sonunda panele katılan Erol Arcaklıoğlu, Hüseyin Çelik ve Abdullah Güven’e plaket ve çiçek verildi.

İSMAİL TURAN (1924-2004) KİMDİR?

İsmail Turan Hoca’nın tam adı, İsmail b. Tâhir b. Salih Turan’dır. 1924 yılında Çanakkale’nin Biga nâhiyesine bağlı Danişment köyünde dünyaya geldi. Küçük oğlunun ismine nispetle Ebû Ahmed diye künyelenmiştir. Muhafazakâr bir ailede yetişen İsmail Turan’ın babası Tahir Turan ve dedesi Salih Turan Osmanlı’nın son dönemlerinde yaşamış büyüklerdendi. Annesi Kezban Hanım ise faziletli kadınlardandı. Hoca’nın iki kızı ve iki oğlu vardır.

Babası, onun iyi bir eğitim alması hususunda çok istekliydi. Kur’an’ı babasının ve dedesinin yanında okumuş, Osmanlıca’yı iyi bir şekilde öğrenmişti. Hafız, sağlam hafızalı, zeki biriydi; çabuk ezberler geç unuturdu. İlimle çokça iştigal ederdi. İlim ehlini, özellikle hadis ehlini sever, ilimde kendisine işaret edilirdi. Meseleleri ve onların kitaptaki yerlerini Arapça olsun veya olmasın doğru ve müthiş bir şekilde bilirdi

İsmail Turan yüce ahlak sahibi, güler yüzlü, hoş sohbetli, mütevazı, edepli ve zeki biriydi. Büyüklere saygı gösterdiği gibi küçüklere de saygı gösterirdi. Cömert tabiatlı, eli açıktı.  Mübarek ve hoş karşılanan bir kimseydi. Türkiye için Allah’ın bereketlerinden bir bereketti. 1951 yılında evlenen İsmail Turan 1952 yılından itibaren Ankara’da ikamet etmeye başladı. Kendisi proje mühendisidir.

İlkokulu köyündeki okullardan birinde okudu, sonra Biga nahiyesine geçti. Ortaokul ve liseyi oradaki okullardan birinde tamamladı. Eğitimi sürecinde idraki, asaleti ve tahsilinin iyi olmasıyla akranları arasında ayırt edildi. Ortaokuldayken Fransızca sözlüğü ezberlemiş olması onun zihninin temizliğine, anlayışının kuvvetine ve aklının üstünlüğüne delalet etmektedir. İsmail Turan, liseyi bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi’nde mühendislik okumaya başladı ve 1949’da büyük başarılarla okulunu tamamladı. Dil ve fen bilgisi dersleri ileri düzeyde olduğu için fakülteye direk ikinci sınıftan başladı. Üniversiteye devam ederken aynı zamanda, Osmanlı son müderrislerinden Siirtli İbrahim ve Hüsrev hocalardan hadis dersleri aldı. Üniversiteden sonra iki yıl da mastır eğitimi alarak eğitim süresi boyunca iyi derecede Arapça, Almanca ve Fransızca öğrendi. Fakülte yıllarında arkadaşlarına dini bilgiler aktarmış ve mescitte onlara namaz kıldırmıştı.

Üniversiteden mezun olduktan sonra Çanakkale’nin Biga nahiyesinde mühendis olarak çalışmaya başlayan İsmail Turan, Ankara’da havayollarında da görev yaptı. Yaptığı projelerde başarılı olması ve Arapça, İngilizce, Almanca ve Fransızca bilmesi sebebiyle 1950 yılında Hava Kuvvetleri Karargâhına Şef Mühendis olarak atanmış sonra tekrar Karayollarına geçmiştir. İsmail Turan, karayollarının proje bakımından kurucusu olduğunu ve köprülerde hala kendi projelerinin uygulandığını söylemektedir.

İsmail Turan 1957 yılında hac için kutsal topraklara yolculuk yapmıştır. Hac mevsimi o yıl haziran ayına denk geldiği için hava sıcak olduğundan hacılar zorlanırlar, İsmail Turan Hoca da elinden geldiğince onlara yardımcı olmaya çalışır.

Hoca bir ay gibi kısa bir sürede hafız olur. Allah’ın bu lütfunu, yaptığı yardımlar vesilesiyle kendisini ödüllendirmesi olarak görür.

İsmail Turan Hoca, 1962 yılında tekrar hacca gider. Orada Suud yetkilileriyle görüşür ve hacdan sonra Medine-i Münevvere’nin imarı ile ilgili çalışmalar yapmak üzere orada kalır. Yedi yıl belediye mühendisi olarak çalışır. Bu arada ilmi, dirayeti ve doğruluğuyla çevresindekilerin takdirini kazanır. Kendisine teklif edilen rüşvetlere meyletmez ve “Bana rüşvet teklif etmeye utanmıyor musunuz?” diyerek rüşvet teklif edenleri azarlar. Bu durum Kral Faysal’a bildirilir ve Kral kendisiyle görüşerek ömür boyu kendisine Arabistan’da oturma izni verir.

İsmail Turan, Arabistan’da kaldığı yıllarda Arapçasını da iyice ilerletmiş, Arap dilinin lehçelerine de hâkim olmuştur. Hoca, Vücûhu’t-Te’vîl fî Esrârı’t-Tenzil isimli tefsirini Arapça olarak yazmıştır. Tefsir yaklaşık otuz ciltten oluşmaktadır. İsmail Turan, tefsiri Arapça yazmasının sebebi olarak Türkçe ifade etmede zorlandığını söylemektedir.

İsmail Turan, Ankara’ya döndükten sonra Sincan, Elmadağ ve Beypazarı belediyelerinde anlaşmalı olarak proje mühendisliği yapmaya devam etmiş, bu sırada gece geç saatlere kadar Ahmet b. Hanbel’in Müsned’inden dersler yapmıştır.

1974 yılında Libya’ya gidip orada da Proje mühendisliği yaptı. Libya’da 10 yıl kalan İsmail Turan Mekke ve Cidde’de olduğu gibi burada da boş vakitlerini ilimle meşgul olarak geçirmiş, özellikle yabancı dillere olan ilgisinden kaynaklı olarak bütün Afrika’yı dolaşmış, oralarda konuşulan Arapça lehçelerini öğrenmişti. Öğrendiği dillerden radyo ve televizyon haberlerini dinleyerek dünyadaki olayları da takip etti. İsmail Turan, yapmış olduğu seferlerinde ilim, davet ve o ülkedeki Müslümanların durumlarına vakıf olmayı bir araya getirmişti. Türkiye’ye döndükten sonra kendini telif ve yazı çalışmalarına verdi. Bunun neticesinde tüm teliflerini yaptı. Yazmış olduğu büyük tefsir de bunlardandır.

Hoca otuz kadar yabancı dil bilmektedir. İmam Hatip veya İlahiyat Fakültesi okumamış ancak ilimle bağını sürdürmüştür. İsmail Turan aynı zamanda senetleriyle birlikte yüz bin hadis-i şerifi ezbere bilmektedir. Öğrencisi Hüseyin Çelik bir keresinde kendisine hafızasının kuvvetinin sırrını sormuş, o da “Rasulullah’ın bir hadisini ezberlemedim ki kendisiyle amel etmemiş olayım. Öğrendiğim ve kendisi ile amel edebileceğim her hadis-i şerifle amel ettim. Rasullullah’ın hadisine tutunmam ve ezberlemem sebebiyle her şeyin kapısı bana açıldı. Bana bütün ilmi kapılar Hadis-i şeriflerden açıldı. Hatta Arapçayı dahi Hadis-i şeriflerden öğrendim” diyerek cevap vermiştir.

Hadis ilmine ayrı bir önem vermekte, kendisine dini ilimlerin hadis ilmi yoluyla açıldığını söylemektedir.

İsmail Turan, hadis derslerini yaparken, derse katılanlardan birine hadisi okutur sonra hadis ve ravileri ile ilgili açıklama yapardı. Ravileri anlatırken çok iyi tanıdığı biri hakkında konuşur gibi anlatır, ravinin boyundan ve belirgin özelliklerinden bahsederdi. Okuttuğu kitaplar sırasıyla Sahih-i Buhari, Sahih-i Müslim, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i İbn-i Mâce ve Müsned-i Ahmed b. Hanbel’dir.

Tasavvufî bir kişiliğe de sahip olan Hoca’nın sufiliği, Türkiye’de insanların çoğunun bildiği tipik tarzda bir sufilik değildi. Bilakis o, sufilerin şatahatlarını ve nebevî yönteme uymayan bazı davranışlarını tenkit ederdi. Bu tenkitin sebebi öncelikle hadis-i nebevîye olan derin ilgisinden kaynaklanmaktaydı. Bununla birlikte tasavvufun önemli şahsiyetlerine hürmet gösterir, onları kötülemez ve konumlarını küçük görmezdi. Bilakis onların hayırlılarıyla sohbet etme konusunda çok istekliydi. Hasib Efendi, Abdulaziz Bekkine ve Muhammed Zahid Kotku hazretleri bu kişilerdendi.

İsmail Turan Hoca’nın bazı acayip halleri vardı. Rasullahı (s.a.s) rüyasında çok görürdü. Rasulullah’ın sevgisine bağlı bir gönül ve sabah akşam onun hadislerini ezberlemek ve tatbik etmekle meşgul bir nefis için bu garip değildir. İsmail Turan bir kere rüyasında kendisi ile hocası Siirtli İbrahim Efendi’yi Ravza-i Şerifte gördü. Rasulullah’ın kabrinden bir pencere açıldı ve İsmail Turan, Rasulullah’ın kemiklerinden bir kemik alarak emmeye başladı. Kemikten daha önce hayatında hiç tatmadığı bir lezzet çıktı. Sonra kemikleri bir torbanın içinde sırtına aldı ve çıktı.

Hocamız, vefatına yakın yakalanmış olduğu hastalığı sebebiyle hafıza kaybı yaşamış ve 4 Eylül 2004’te Ankara’da 80 yaşında vefat etmiştir. Kabri nur, makamı cennet olsun.

05.11.2021 | ismail Turan Anma Programı | Biga